İL MÜFTÜLERİ SEMİNERİ SONUÇ BİLDİRGESİ
(05-09 Kasım 2007, ANTALYA)
Altı ayda bir yapılması mutat hale gelen İl Müftüleri Seminerlerinde, Başkanlığın merkez ve taşra birimlerinin geçen altı aydaki faaliyetleri ve ileriye yönelik öneri ve projeleri ele alınmakta, topluma sunulan hizmetlerin daha etkili ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesine katkı sağlayan yararlı bir fikir alışverişi imkânı doğmakta, bunun yanı sıra Başkanlığın hizmet alanıyla ilgili konularda insanımızın karşılaştığı problemlerin çözümüne, toplumun dinî, kültürel ve ahlakî gelişmesine yönelik değerlendirme ve açıklamalar yapılmaktadır.
Bu yıl İl Müftüleri Seminerlerinin ikincisi 05-09 Kasım 2007 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenmiş ve burada ülkemizde din hizmetlerinin ulaşamadığı kesimler, Diyanet İşleri Başkanlığımızın personelinin performans kriterleri, Hac ve Umre hizmetlerinin daha nitelikli hale getirilmesi için illerde oluşturulacak Rehberlik Komisyonlarının faaliyetleri üzerinde özel olarak durulmuştur. Ayrıca seminerde hizmetlerin nitelik ve verimliliğini artırmak için strateji ve toplam kalite yönetimi değerlendirmesi yapılmıştır. İl Müftüleri Semineri sonucunda şu hususların kamuoyuna duyurulmasına karar verilmiştir:
1-Vatanımıza, millî birliğimiz ve bütünlüğümüze yönelik hain saldırıların son dönemde giderek artmış olması bütün milletimizi derinden üzmüştür. Terörün amacının toplumu tedirgin etmek, psikolojik ve sosyal bakımdan zaafa uğratmak ve manevî gücünü kırmak olduğu herkesin malumudur. Ne var ki, tarih sahnesinde birçok kez şahit olunduğu üzere, yüce milletimiz, inancından aldığı güçle bu tür olaylar karşısında yılmamış, acısını vakur duruşa ve öfkesini itidale dönüştürerek, her zaman kendisine yakışanı yapmıştır. Nitekim rahmet ve minnetle andığımız şehit ve gazilerimizin ardından bütün vatandaşlarımızı kuşatan duygu halesi, bu birliğe kasteden odaklara karşı verilen en güzel cevaptır.
2-Milletimiz tarafından vatanın ve milletin bütünlüğü ve bekası uğrunda canlarını feda eden şehit ve gazilerimizin ailelerine, çocuklarına sahip çıkılması ve bu amaçla her türlü destek için seferber olunması, insanımızın yarınlara daha umutla bakabilmesi için son derece önemlidir. Başta Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerimizdeki müftü, vaiz ve din görevlilerimiz olmak üzere, tüm görevlilerimiz bu konuda üzerlerine düşen sorumlulukları ve vazifeleri yerine getirmeye devam edeceklerdir. Bu itibarla İl Müftüleri Seminerimizde vatan uğrunda canlarını feda eden şehitlerimizin geride kalan ailelerine maddî ve manevî her türlü desteğin verilmesi gerektiği üzerinde hassasiyetle durulmuştur.
3-Başkanlığımız, gerek ülkemizde ve gerek yurt dışında yeterince hizmet alamayan kesimlere daha iyi hizmet götürme azim ve kararlılığı içindedir. Başkanlığımız, dinimizin sosyal yardımlaşma ve dayanışmaya verdiği önemin gereği olarak, bu alanda yürütülecek her türlü sosyal amaçlı faaliyeti, din hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul etmekte ve bunu hiçbir ayırım yapmadan kamu hizmeti anlayışı içinde herkese ulaştırmanın gereğine inanmaktadır. Bu anlayıştan hareketle her İl Müftümüz kendi bölgesinde hizmet ulaşamayan kesimleri ve bunun önündeki engelleri yeniden değerlendirecektir.
4-Din alanında hizmetleri daha etkin ve verimli bir şekilde yürütebilmenin yolu her bakımdan birikim ve donanımlı din görevlisi yetiştirmekten geçmektedir. Din görevlilerimizin İslâm’ın temel ilkelerini özümsemiş, eğitim ve kültür seviyeleri yüksek, kendisiyle ve toplumla barışık, beşeri ilişkilerde topluma öncü, muhatabının dinî sorunlarına pratik çözümler üretebilen, dinî ve ilmî verileri birlikte kullanabilen, topluma örnek insanlar olarak yetiştirilmesine gayret edilmektedir. Bu bağlamda, personelin performansını artırmaya yönelik kariyer basamakları oluşturulması, Diyanet İşleri Başkanlığı merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatları arasındaki bilgi iletişiminin sistematik bir mekanizmaya bağlanması, “Din Hizmetinde Denetim ve Performans Değerlendirme Esasları”nı belirlemek için çalışmalar yapılması, proje bazlı din hizmeti anlayışının yaygınlaştırılması ve standart rapor esasına göre proje çalışmalarına hız verilmesi, her kademedeki personel için performans kriterleri geliştirilmesi, personelin kuruma aidiyetini, ortak kurum kültürünü geliştirecek yayın, toplantı ve sosyal etkinliklerin artırılması, personelin özgüven, cesaret, sempati, çalışma azmi, sosyal prestij ve imajını daha da iyileştirmek için düzenlemeler yapılması, personelin bilgi düzeyini artırmaya yönelik temel eserler belirlenerek bir program dahilinde okunmasının teşvik edilmesi benimsenmiştir.
5- Başkanlığımızca sunulan hizmetlerin verimliliğini, kalitesini, muhatap kitleye yansımasını, etkilerini ve faydalarını sorgulamak amacıyla, TÜBİTAK’a bağlı Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü ile müştereken, il müftüleri ve eğitim merkezi müdürlerine yönelik olarak “Stratejik Yönetimin Temel Kavramları ve Kurum Kültürü” konulu bir eğitim programı uygulanmıştır. Kurumumuz için son derece faydalı ve verimli olduğu görülen bu çalışmanın il müftü yardımcıları, ilçe müftüleri ve diğer idari personele de uygulanması yararlı olacaktır.
6-Diyanet İşleri Başkanlığı sadece yurtiçinde değil, dünyanın muhtelif yerlerinde bulunan vatandaşlarımıza, soydaşlarımıza ve dindaşlarımıza hizmet etmeye devam etmektedir. Bu sebeple din görevlilerimizin eğitimlerinin bir parçası olarak yabancı dil düzeylerinin yükseltilmesi için gereken önlemlerin alınarak yabancı dil kurslarının açılması ve kurum çalışanlarının yabancı dil kurslarına devama teşvik edilmesi yerinde olacaktır. Çağımızın geldiği konum, yabancı dillerin öğrenilmesi konusunda özel bir çaba gösterilmesini gerekli kılmaktadır. Ayrıca dinimizin temel kaynaklarına ulaşmamız için zorunlu olan dil öğretiminin de daha nitelikli bir şekilde gerçekleştirilmesine yönelik yeni projeler üretilmesi gerekmektedir.
7-Daha önceki yıllarda tanık olduğumuz şekliyle medyada dinî konuları anlamsız tartışma ve gerilim konusu yapan programların artık büyük ölçüde geride kalmış olduğunu görmek bizi son derece memnun etmiştir. Ramazan Ayında çeşitli basın ve yayın organlarında yayımlanan dini içerikli programların seviye bakımından kısmen düzeldiği müşahede edilmiştir. Ancak bu tür programların, sahih dini bilgileri halka ulaştırması beklenirken, bazılarında zaman zaman dini tecrübede kabul görmemiş birtakım zayıf görüşlerin, sebeplere tutunmayı ve tedbiri ikinci plana iten bir tevekkül fikrinin veya reyting kaygısıyla hüzün eksenli bir menkıbe ve dramatik bir din anlayışının öne çıkarıldığı gözlemlenmiştir. Dinî içerikli bu tür programlarda halkın ahlaki ve dinî eğitimine daha kalıcı katkı sağlayacak sahih ve sağlam bilgilerin verilmesi daha yararlı olacaktır.
8-Ülkemizde dinî alanda yapılan yayınların içerik, tasarım ve üslûp bakımından hala yetersiz olduğu, bilimsel çalışmaların günümüz sorun ve ihtiyaçlarını yeterince konu edinmediği, ayrıca pek çok basılı, sesli ve görsel yayının yerel düzeyde kaldığı ve küresel ölçekteki ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğu görülmektedir. Bu konuda Başkanlığın hem örnek yayınlarını artırarak hem de kamu oyu oluşturarak mevcut aksaklıkların giderilmesinde öncü bir rol üstlenmesi gerekmektedir. Öte yandan dinî yayınlarımızın yabancı dillere çevrilmesi ve bu yayınların hedef kitlenin farklı kültür özellikleri dikkate alınarak hazırlanması uygun olacaktır.
9- İl Müftülüklerimizin Başkanlığımıza ait bütün hizmet mekanlarında özellikle ilk ve orta öğretim öğrencilerinin yararlanmalarına yönelik okuma odaları ve kitaplıklar oluşturmaları ve gençlere okuma alışkanlığı kazandırmaları büyük bir önem taşımaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığının yaygın kurumsal ağı sayesinde Türkiye sathında, çocuklarımızın ve gençlerimizin sadece dinî bilgilerini artırmalarına yönelik değil, zihinsel, bilişsel ve ahlâkî bakımdan gelişmelerine yardımcı olacak bir okuma kampanyası ve kaynak kitaplık oluşturma faaliyeti içinde olması son derece faydalı olacaktır.
10-İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde bireysel haklar kapsamında değerlendirilen ‘din öğretimi’, Anayasamızda da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi adıyla zorunlu bir ders olarak kabul görmüştür. Milli Eğitimimizin temel amaç ve hedeflerine uygun olarak ortak bilgi, ortak kültür, ortak değer oluşturma yönünde önemli bir işlev gören bu dersin zorunlu olarak okutulmaya devam edilmesinde, geriye kalan din eğitiminin ise Anayasamızın 24. Maddesinin 2. Fıkrasında ifade edildiği üzere, yetişkinlerin isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin taleplerine bağlı olarak devletin gözetim ve denetimi altında verilmesinde fayda mülahaza edilmektedir. Ayrıca Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinin, İslâm’ın içindeki bütün inanış ve düşünceleri kuşatacak şekilde mezhepler üstü bir nitelik taşıyor olma özelliğinin daha da geliştirilmesinde yarar vardır.
11-Çocukların pek çok bakımdan istismar edildiği günümüzde, ülkemizde çocuklara yönelik projelerin geliştirilmesi ve çocuk istismarına karşı İl ve İlçe Müftülükleri bazında çeşitli faaliyetlerin yürütülmesi gerekmektedir. Müftülüklerimiz, çocuk istismarına karşı ailelerin ve toplumun tüm kesimlerinin bilinçlenmesi için, vaaz ve irşat faaliyetleriyle olduğu kadar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile işbirliği içinde, Müftülüklerde ve Kuran Kurslarında ailelere yönelik yürütülecek rehberlik faaliyetleriyle de katkıda bulunmaya devam edilecektir.
İl Müftülüklerimiz, geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin alkol, sigara, uyuşturucu ve kumar gibi zararlı alışkanlıklar edinmesini engellemek için sarf edilen her türlü gayretin yanında yer almaya devam edeceklerdir.
12- İnsanoğlunun ihtiras ve bencilliğinin sonucu olarak bir taraftan açlık ve yoksulluk, diğer taraftan dünyamızı saran tüketim çılgınlığı ve doğal kaynakların sorumsuzca ve hoyratça tüketilmesi, buna bağlı olarak ortaya çıkan küresel ısınma, iklim değişimi ve tabiatın dengesinin bozulması sadece sorumluların değil insanlık olarak hepimizin geleceğini tehdit eder hale gelmiştir. Bunun için de günümüzde Allah’ın bütün insanlığa ihsanı olan nimetlerin adil ve dengeli bir şekilde kullanılması, kaynakların israf edilmemesi ve huzur dolu bir dünya için çaba harcanması zarureti büyük önem taşımakta ve bu konuda herkese ayrı ayrı görevler düşmektedir. Başkanlığımız İslâm’ın çevre konusundaki eşsiz öğretilerinden hareketle toplumda bir çevre bilinci oluşturmayı, din konusunda insanları aydınlatmanın ve din hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak görmektedir.
13- Allah’a karşı ibadet sorumluluğumuzu yerine getirmenin gereği olarak temizliği zorunlu gören İslam dini, evlerden sokaklara, mabetlerden okullara kadar her alanda ve her yerde temizliği bir bütün olarak değerlendirmekte, maddi temizliği manevi temizlik ve kemalin bir parçası olarak kabul etmektedir. İslamî literatürde klasikleşmiş bütün eserlerimizin temizlik konusu ile başlaması bu duyarlılığın bir sonucudur. Suyu, toprağı ve havayı koruma bilincinin kökleşmesi ve çevreye yönelik tahribatın önlenebilmesi için oluşturulacak seferberlik ruhu, halkımızın, inancından aldığı duyarlılık ve İslâm’ın ibadet hayatında, bireysel yaşantıda ve sosyal ilişkilerde temizliğe yüklediği değer ile kuvvet kazanabilir.
Personelimiz ve insanımızın özenle koruyup gözettiği camilerimiz, temizliğin simge mekânları olmalıdır. Ancak kutsal mekânlarımızın temiz tutulması sorumluluğunu sadece din görevlilerimize yüklemek doğru değildir. Camilerimizin temizliğine yerel yönetimler, vakıflar, cami dernekleri, cami cemaati, sivil toplum örgütleri, gönüllü kuruluşlar ve topyekûn tüm insanımızın özel bir itina göstermesi elzemdir. Başkanlığımız, camilerimizin temizliği ile çevre temizliği konusunda öncülük etmenin, ayrıca çeşitli faaliyetler ile çevre temizliğine olan özeni artırmanın gereğine inanmakta, bu arada çevre kirliliğine karşı alınacak maddi önlemlerin ancak bir çevre ahlâkı geliştirilmesiyle etkili olacağını, evrenin büyük bir aile gibi düşünülmeden çevre kirliliği sorununun aşılamayacağını da özellikle vurgulamak istemektedir
|
|
|
|
|
|
|
 |