|
وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ
دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي
وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ |
|
DUA
Muhterem Cemaat!
Dua kelimesi sözlükte;çağırmak, davet
etmek, istemek ve yardım talep etmek manalarına gelmektedir.
Din ıstılahında ise dua; Allah’ın
yüceliği karşısında insanın aczini ve zafiyetini itiraf etmesi,
saygı ile en içten bir şekilde Allah’ın lütuf, nimet ve yardımını,
dünya ve ahirette nimetler ve iyilikler ihsan etmesini; üzerindeki,
bela, dert ve sıkıntıyı gidermesini, günah, hata ve kusurlarını
bağışlamasını dilemesi; yalvarıp yakarması ve O’na halini arz edip
niyazda bulunması demektir.
Dua, insanda doğuştan var olan bir
duygudur. Bütün dinlerde dua vardır.
Normal zamanlarda dua etmeyen veya
Allah’a inanmayan insanlar bile üstesinden gelemedikleri olaylar
karşısında, darda kaldıkları ve sıkıntıya düştükleri zamanlarda dua
ihtiyacı hissederler. Bu da insanın duaya muhtaç olduğunun
delilidir.
Yüce Rabbimiz bu durumu Yunus
Suresinin 12.ayetinde şöyle açıklar:
‘İnsana bir sıkıntı dokundu
mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken
(her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz
onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir
sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi
aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş
gösterilmiş)tir.’
Muhterem Kardeşlerim!
‘Dua etmek ayet ve hadislerde övülmüş
ve teşvik edilmiştir.İşte bazı ayet mealleri:
Rabbinize yalvararak ve gizlice
dua edin.’(A’raf,7/55)
‘…Korkarak ve umarak O’na dua
edin…’ (A’raf,7/56)
(Ey Muhammed!) De ki: “Duanız
olmasa Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise
azap yakanızı bırakmayacak.” (Furkan,25/77)
|
Hadis-i Şeriflerde ise Peygamber Efendimiz
(S.A.V) şöyle buyurmuştur:
‘Ey Allah’ın kulları! Size dua etmenizi
tavsiye ederim.(Tirmizi,Deavat,102)
‘Duayı terk etmek isyandır, günahtır.’
(Haysemi,Ed’ıye,2)
‘Biriniz dua edip bir şey istediği zaman
istediğini çok istesin. Çünkü o, Rabbinden istiyor. (O’nun nimeti, keremi ve
lütfu çok boldur.) (İbn Hıbban, Ed’ıye)
Muhterem kardeşlerim!
Dua eden kimse, Allah ve Peygamberinin emrine
uymuş, ibadet etmiş, Allah’ı anmış ve sevgisini kazanmış olur. Nitekim
Peygamberimiz (S.A.V) şöyle buyurmuştur: ‘Allah’ın fazlından isteyin, çünkü
Allah kendisinden bir şey istenmesini sever. En faziletli ibadet (dua edip) bir
sıkıntının kalkmasını beklemektir.’ (Tirmizi,Deavat,116)
‘Dua ibadetin özüdür.’
(a.g.e)
Hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede
Rabbimiz şöyle buyurur:
Kullarım, beni senden sorarlarsa,
(bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin
duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime
uysunlar, bana iman etsinler.
(Bakara 2/186)
Dua, rahmet kapılarını açan bir anahtardır.
Dua, Allah katında çok değerlidir.
Dua, Mü’minin manevi silahıdır.
Allah dua etmeyene kızar.
Değerli Cemaatim!
Yine bir ayet duası ile sözlerimi
tamamlamak istiyorum. Bakara Suresi 286.ayet:
‘Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar.
Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle
diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma!
Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey
Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla,
bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”
Ali ERHUN
Finike
Müftüsü |